17 Aralık 2009 Perşembe

SADECE ALAYLI VEYA SADECE MEKTEPLİ OLMAK YETERLİ Mİ ?

Özellikle Antrenörlük konusunda ülkemde insanların sürekli tartıştığı ve bir türlü sonuca varamadığı konulardan birtanesi de Antrenörlerin alaylı mı yoksa mektepli mi olması gerektiği konusu , acaba hangisi bu işi daha iyi yapabilir ?
Ülkemizde artık iyice yaygınlaşan BESYO eğitimi sayesinde birçok akademisyen spor adamı mezun oldu.Ülkemde spor denilince akla ilk futbol geldiğini düşünürsek de bu tartışma en çok futbol alanında yaşanmakta.Neredeyse her eski futbolcu artık hemen antrenör olup bir takımın başına gözü kapalı getirilirken bu insanların görev için yeterli olup olmaması kimsenin ilgi alanına girmiyor sanki.
Dünya 3.sü olan milli takım oyuncuları hangi yetki ve sorumlulukla , hangi bilinçle UEFA A lisans sahibi edilebiliyor , bu kadar basit mi bu belgeyi almak ?
Kesinlikle yanlış anlaşılmasın elde edilen başarıya gölge düşürmek değil amacım kesinlikle , kaldı ki bunu eleştirme konusunda kendimi yetkili de görmüyorum. Ancak , elde edilen bu büyük başarının ödülü bu mu olmalı ? Dünya 3.sü olan bir milli takımın oyuncularına neden ödül olarak 4 yıl emek vererek BESYO bitiren öğrencilerin , Antrenörlerin gelecekleri , hayalleri hediye ediliyor ?
Madem durum böyle neden açıldı bu BESYO ' lar neden ülke futbolunun ileri gelenleri bilimsel antrenmandan bahsediyor ? Hangi üstün yetenekleriyle (!) yaptırıyorlar bu bilimsel antrenmanları , çalışmaları çok merak ediyorum.
Elbette ki futbol oynayarak yıllarca yapılan antrenmanların , edinilen tecrübeler yıllarca okul okuyarak edinilcek deneyimler değil ancak , sadece bu yeterli mi ?
İstanbul Üniversitesi BESYO ' da çok sevdiğim hocam Cevat GÜLER , derslerimizinden bir anektot paylaşmak istiyorum. Ülke futbolumuzda çok fazla teknik özelliğe sahip , zeki ve futbola uygun futbolcu bulunurken neden hala dünya futbolundan geride olduğumuzu kendisi şu sözlerle dile getiriyor özetle ; "Anaerobik kapasite bakımından bizden daha dayanıklılar ve bu sayede bizden daha fazla koşarak hep önümüzdeler."Bu bilgiye nasıl ulaştı değerli hocam ? Elbette ki bilimsel araştırmalar testler ve tecrübeleri sayesinde.
Yine Avrupadaki temsilcilerimizden Alpay ÖZALAN ve Tuncay ŞANLI'nın yapılan röpörtajlarından bir anektot ; her iki oyuncu da İngiliz futbolunun çok farklı olduğunu ve sanki futbolu yeniden öğrenmeye başladıklarını belirterek ülke futbolumuzun avrupanın ne kadar geride olduğu acı gerçeğini gözler önüne sermekte.
Ülkemin yatiştirdiği onca Antrenörden neden sadece Yılmaz VURAL , Ersun YANAL gibi birkaç tane akademisyen varken , Hakan KUTLU , Rıza ÇALIMBAY , Ziya DOĞAN , Bülent KORKMAZ , Feyyaz UÇAR , Oğuz ÇETİN , Fatih TERİM gibi bir çok futbolu bırakmış olan ve hemen akabinde antrenörlük kariyerine başlayan kişilerle karşılaşıyoruz.
Aslında sorumuzun cevabı hemen üstteki paragrafta gizli dersem yanlış olmaz !
Alaylı dediğimiz futbolun içinden gelenlerin açısından da baktığımda olaya haklı oldukları ancak haklı olmalarının yeterli olmadığı gerekçelerinden biri de şu ; o sahanın tozunu yutmak , saha içindeki ince ayrıntıların futbolun içinden gelmenin çok büyük bir avantaj olduğundan bahsediyorlar.
Bu konuda onlara sadece şu açıdan hak verebiliyorum ; söyledikleri tecrübe ancak ve ancak bilimle , araştırmalarla , bilgi ile birleştirildiği zaman değer kazanabilir bence.
Ancak eleştirmekten bıkmayacağım konu şudur ki ; BESYO Antrenörlük Bölümü mezunu bir akademisyen okuldan çıkıp bir takıın başına gelemiyor , yetersiz , bilgisiz , terübesiz oluyor ancak , futbolu bırakan bir oyuncu hemen bir takımın başına getiriliyor bunda bir sakınca görülmüyor ve sadece futbol oynamış olması böylesine ciddi bir konuda yetkili kişi olabilmesi için nasıl oluyorda yeterli oluyor ?
Yetkililerin biran önce gerekli düzenlemeleri yapması ve futbolu bırakan bir oyuncunun yeterli eğitimi almadan 4 yıl akademik eğitim alan bir insanın tüm emeklerine , birikim ve bilgilerine sadece birkaç haftalık bir kurs sonrasında sahip olduğu kanaatine vararak gerekli belge verilebiliyor ?
Ülke futbolunun başındaki insanların şapkalarını önlerine koyarak düşünmeleri gerekiyor diye düşünüyorum.
Avrupada bazı ülkelerdeki bir uygulamadan bahsetmek istiyorum ; Eğer bir spor akademisi öğrencisiyseniz belirli bir süre hakemlik yapmadan ve futbol oynamadan okuldan mezun olamıyorsunuz.
Böylece futbol'un her alanında görev yaparak bir taraftar , bir hakem , bir futbolcu ve bir futbolcu gözüyle görebilmenize olanak sağlıyor.Böylece hem alaylı hem mektepli kategorisindeki tüm sahalarda görev yapmış oluyorsunuz , ufkunuz genişliyor.
Şahsım adına söylemem gerekirse bu sistemi bir bakıma uyguladığım için şanslıyım önce taraftar sonrasında futbolcu ve hakem olarak yer bulduğum futbol camiyasında gerekli akademik eğitimi aldıktan sonra şimdi bir antrenör olarak devam ediyorum.
Tüm bu yaşadığım tecrübeler bana futbola her açıdan bakabilme olanağı tanıdı.Kendimi bu yüzden çok şanslı hissediyorum.
İşte bu ve buna benzer bir sistemi oluşturarak ne sadece akademisyen ne de sadece alaylı insanlardan oluşan her iki türlü de yetersiz olan eğitimciler yerine çok daha donanımlı eğitimciler yetiştirebiliriz.

0 yorum: